4 Kasım 2015 Çarşamba

OKULÖNCESİ DÖNEMDE DİSLEKSİ VE BELİRTİLERİ




Sizinde çocuğunuz ayakkabılarını sürekli ters giyiyor, sağını solunu karıştırıyor, dinlediği şeyleri anlatmakta zorlanıyor, basit şekilleri çizemiyor, sayıları sıra ile saymada zorlanıyorsa dikkat çocuğunuz DİSLEKSİ olabilir.

 
DİSLEKSİ NEDİR?

Disleksi, okuma güçlüğü olarak bilinir. Tıbbi tanı kriterlerinde özel öğrenme güçlüğü olarak geçer. Disleksi, bir zeka geriliği değildir. Bu kişiler normal veya normalin üstünde zekaya sahip olmalarına karşın yaşıtları gibi aynı öğrenme şekli ve hızıyla öğrenemezler.

Disleksi; dinleme, konuşma, okuma yazma, akıl yürütme, matematik becerilerinin kazanılması ve kullanılmasındaki güçlüklerle kendini gösterir.

Anne babası disleksi olan çocukta okuma

bozukluğunun gelişmesi 5-12 kat daha fazladır.

Disleksi’ nin genetik ve çevresel etkenlerle oluştuğu yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda ortaya çıkmıştır.
  
OKULÖNCESİ DÖNEMDE DİSLEKSİ BELİRTİLERİ


 Geç konuşmak
Duyduklarını anlatma da güçlük çekme
Yeterli sözcük dağarcığı oluşturamama
Sık ve uzun cümlelerde telafuz hataları
Olayları sıra ile anlatamama
Devrik cümle kurma
Makas kullanmada zorluk
Sırayla saymada güçlük çekme
Kavram öğrenememe
 Kalem ve kaşığı tutmada güçlük
 Aylar, mevsimleri sırayla saymada güçlük çekme
 Sağını solunu karıştırma                                                                 
 Bildiği halde kişi yada nesne adlarını karıştırma
 Çizgi çalışmalarında gerilik
 Düğme ilikleyememe
 Üçgen ve kare şekillerini kopya etmede zorluk
 Kendi başına giyinip soyunamama
 Ritmik hareket etmede güçlük
 Sık düşme
 Sosyalleşmede sorun
 Top oyunlarında başarısız olma
☺ Bisiklete binememe
☺ Dikkatsizlik ve odaklanmada zorluk


DİSLEKSİ TANISINI KİM KOYAR?

Disleksi tanısını çocuk psikiyatri uzmanları koymaktadır. Disleksiyle birlikte eşlik eden diğer tanıları saptar.

DİSLEKSİ TEDAVİSİ NASIL OLMALI?

Disleksi’ nin tedavisi, psiko- eğitsel müdahale ile olur. Kaynaştırma eğitimi, günlük yaşamın düzenlenmesi ve özel eğitimdir. Disleksi tanısı alan çocuğun ailesi, sınıf öğretmeni ile işbirliği içinde olmalıdır. Özel eğitim uzmanı, sınıf öğretmeni ve aile bir ekip halinde birlikte çalışmalıdır.

Disleksi tanılı birçok profesör, bilim adamı ve sanatçı vardır.


Unutmayın HER ÇOCUK FARKLI GELİŞİR!

BİRCAN TAVAS
ÖZEL EĞİTİM UZMANI

28 Eylül 2015 Pazartesi

OTİZM VE BİLGİSAYAR ARASINDA NASIL BİR İLİŞKİ VAR?

Özel eğitimde çocukların eğitimlerini geliştirmek ve düzenlemek için farklı yöntem ve araçlar kullanılmaktadır. Bunların bir kısmı destek aldığı merkezlerde olabilirken, bir kısmı da aile desteğiyle eve taşınmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken konu özel gereksinimli bireyler için düzenlenen programların işlevselliği, yeterliliği ve nasıl uygulanması gerektiği konusunda uygulayıcının ve ailenin yeterli bilgi donanımına sahip olmasıdır. 



Günümüz döneminde teknoloji her yerde ve istesekde istemesek de çocuklarda bu durumun bir parçası oluyor. Yapılan çalışmalar sonucunda bilişim uygulamalarının, özel eğitim alanında olumlu etkileri olduğunu görülmüştür. Bilgisayar destekli özel eğitim uygulamalarına örnek vermek gerekirse, okuma yazma becerisini geliştirmek için bilgisayar oyunları incelenmiştir. (Amatel, Barreiro,Oliveira, FrBre 2003) Bu araştırmaya göre nitelik ve nicelik kavramlarıyla, günlük kelimelerin tanımlanması ve öğretilmesi için özel eğitim gören çocuklara eğitim verilmiştir. Örnekleri çoğaltabiliriz kelime tanımlama, hikaye de uygun yerlere konulması gibi. 

Bunlar düzenlenirken çocuğun gelişim seviyesine, öğrenme hızına ve bireysel özelliklerine uygun programların kullanılmasına özen gösterilmelidir. 


Bilgisayar kullanımı Özel eğitime muhtaç çocukların, özellikle otistiklerin eğitiminde, iletişiminde, yaratıcılığında  boş zamanlarını değerlendirilmesinde ve çalıştırılmasında esnek ve  kullanışlı fırsatlar sağlar. Ancak unutmamak gerekir ki bilgisayarlar, yazılımlar ve diğer bilgi iletişim teknolojileri otistik birisinin diğer yaşamsal süreçlerini destekleyebilecek birer araçtırlar. (Prof.Dr.Servet Bayram)

Bilgi iletişim teknolojileri otistik çocuklar için tek başına bir çözüm değildir. Otistik çocuklar için oldukça kullanışlı araçlar sunar ama bu yöntem daha geniş bir eğitim sisteminin içine gömülmelidir. Otistik bir çocuğu iyileştirebilecek bir bilgisayar programı yoktur. Bugün için erişilebilir olan, otistik bir çocuğun ihtiyaçlarından sadece birine (yüz ifadelerini tanıma gibi) odaklanmış küçük yazılımlardır. Bunlar daha geniş bir müfredat içerisinde  yer aldıklarında kullanışlı olurlar. Örneğin bozuk paraları öğretmek istediğinizde en uygun yol gerçek bozukluklar kullanmanızdır.  Bir bilgisayar programı öğretim durumu için kullanışlı bir araç sunabilir ama uzun vadede otistik bir çocuğun kafasında karışıklığa sebep olarak kullanışsız olabilir. Sonuç olarak bilgisayar programlarının kullanımı hakkında iyi düşünmek gerekir. Bilgisayar programları en iyi eğitim yöntemi mi, yoksa destekleyici araçlar mıdır sorusunun cevabı düşünülmelidir. (Prof.Dr.Servet Bayram)

Bilgisayar programları yada oyunları çocuğun hayatının merkezine konulduğunda bu onun sosyal gelişimini ve çevreye karşı farkındalığını azaltır. Çok uzun süre tek odak olarak kullanılan programlar özellikle mental geriliği ve otizmi olan bireylerde gerçek yaşantıdaki farklılığı ayırt edememesine sebep olduğu için kafasını karıştırmaktadır.

Otistik çocuklar için farklı disiplinlerden farklı uzmanların ayrı ayrı bir şeyler yapması yerine ortak bir çalışma yapmaları çocuğun gelişmesini olumlu yönde etkiler. Nitekim bilimsel literatürde de bu görüş desteklenmektedir. (Bruder  2000ve Dunst 2005 )

Disiplinlerin koordineli yapacağı eğitim çocuğun öğrenmelerinin ve  kazandığı yeteneklerin anlamlı olmasını ve böylece hayat boyu öğrenmesini sağlayacaktır. (Gardner,Wissick, Schweder ve Canter 2003)

Sonuç olarak, günümüz bilişim çağında hayatımızın her alanına giren teknolojik araç ve donanımların özel eğitim alanında da kullanılması eğitimin içeriğini zenginleştirmektedir. Seçilen uygulamaların çocuğun gelişimine katkısı, hedeflenen amaca uygunluğu, uygulayan kişinin yeterliliği, çalışmalarda aile rehberliğinin yapılması ve disiplinler arası yaklaşımın benimsenmesi büyük önem taşımaktadır.

Unutmayın " Her Çocuk Farklı Gelişir."

BİRCAN TAVAS - ÖZEL EĞİTİM UZMANI
Sorularınız için farkligelisencocuklar@gmail.com adresine mail atabilirsiniz. 
H.BİRCAN TAVAS
ÖZEL EĞİTİM UZMANI
İletişim:0553 149 02 74
www.farkligelisencocuklar.blogspot.com
facebook/farklıgelişençocuklar
email:farkligelisencocuklar@gmail.com

11 Eylül 2015 Cuma

TUVALET EĞİTİMİ NASIL KAZANDIRILIR?



Çocuklara tuvalet eğitimini öğretmek her anne için bir sorun olmuştur. Bazı çocuklar üç yaşına geldiklerinde bazıları ise beş yaşında tuvaletini kontrol etmeyi öğrenir. Farklı gelişen çocuklarda bu daha da uzun bir süreyi kapsamamaktadır. Peki neden çocuklar arasında bu tuvaleti öğrenme yaşı farklılık gösteriyor. Bunun birkaç sebebi olabilir:

-         Çocuğun kas kontrolündeki zayıflık
-         Çevresel faktörler
-         Çocuğun kasları algılama ve anlamlandırmadaki güçlüğü
-         Daha önceden yaşadığı olumsuz deneyimler
-         Çocuktaki duyusal bozukluklar
-         Çocukta tepkiselliğin oluşması

Çocukların gözünden bakmak gerekirse; kakalarını yaptıklarında kendilerine ait bir parçayı kaybetme korkusu, tuvaletin içine düşme, sifonun çıkardığı korkunç ses, acı duyma hissi, izlediği çizgi filmde hareket eden tuvalet vb. şeyleri düşündüklerinde tuvalet yapmak sanıldığı kadar kolay değildir.

☺ Tuvalet eğitimine başlamak için çocuğun takvim yaşı değil, çocuğun hazır bulunuşluk düzeyi ve kaslarının gelişimini göz önünde tutmanız çok önemlidir.

-         Sakin kuytu bir köşede yapma
-         Sadece bezine yapma
-         Bez çıkınca altını ıslatmama
-         Uzun süreli çişini tutma
-         Bezi kirlenince rahatsız olma
-         Çişini yaparken çişini yapıp tutma yeniden yapma
-        Kirli bezden rahatsızlığı çekiştirerek/işaretle anlatma yada söyleme gibi davranışlar size başlamak için ipucu olabilir.

☺ Sıcak havalarda tuvalet eğitimine başlayın.

☺ Çocuklara tuvalet eğitimi verilirken önce gündüz çişlerini kontrol etme ile başlanmalıdır. Daha sonra gece çişine geçilmeli ve en sonunda kaka eğitimine başlanmalıdır. Gece çiş eğitimi sırasında gece verilen sıvı alımı azaltılmalıdır. Çocuk kuru uyandığında ödüllendirilmelidir. Başlangıç aşamasında haftada iki kere yatağa kaçırmak normaldir.

☺ Öncelikli olarak çocuğunuzun hangi aralıklarla çiş yaptığını belirleyin. Bunun için bir çizelge kullanabilirsiniz. Çocuğunuz bir saat arayla mı yada iki saat arayla mı yapıyor?

☺ Çocuğunuzun tuvalet kavramını anlaması için ona model olun. Çocuğun hem cinsleri ile tuvalete girmesi, tuvalette korkulacak bir şey olmadığını anlamasına ve genellemesine yardımcı olur.  Tuvaletini yapma konusunda onu motive edin.

☺ Çocuğunuz tuvalete oturmadan önce ona özel apartlar alarak çocuğun tuvaletin içine düşme korkusunu ortadan kaldırın. Apartların müzikli eğlenceli olmasına dikkat edin.Çocuğunuza seçtirebilirsiniz.

☺ Daha önceden olumsuz bir tuvalet deneyimi yaşamış bir çocuk için lazımlıkla başlayın. Lazımlık seçiminizde müzikli ve eğlenceli olsun. Lazımlığın yeri tuvalet de olmalıdır. Aşamalı olarak lazımlıktan tuvalete geçin.

☺ Kendini ifade edebilen çocuk için sözel olarak çişinin olup olmadığı sorulmalıdır. Sözel iletişimi olmayan çocuk içinse çişini yaptığı zaman dilimi belirlendikten sonra belli aralıklarla tuvalete götürülmeli ve 10-15 dk süren oturumlar yapılmalıdır. Tuvalette olduğunuz zaman içinde kitap okuyun, şarkı söyleyin. Çişini yaptığında motive etmeyi unutmayın.(Sticer, şeker, öpme, alkış, çizelgesini işaretleme  vb.) 

☺Erkek çocuklarda iş kazasını önlemek için tuvaletin içine pinpon topu atın ve topu hedef almasını öğretebilirsiniz.

☺ Tuvaleti bitince sözel yada beden diliyle anlatmasını öğretin.

☺ Temizlik için sizi beklemeli yada çağırmalıdır. Yaşı büyüdüğü zaman kendisi temizliği yapmalıdır.

☺ Tuvalet sifonunu kendi çeksin.

☺ Ellerini yıkasın. Giysilerini tuvalette çıkarıp, tuvalette giymeli. Çocuğunuz artık bu kazanımları yapıyorsa sözel hatırlatmaları azaltmayı unutmayın.

☺ Tuvaleti yaparken kapının kapalı olmasına özen gösterin.

☺ Çocuğunuz tuvaletini altına yaptığı zaman sözel yada fiziksel şiddet uygulamak tepkiselliğe yol açacağı gibi süreci de uzatacaktır. Altına kaçırdığı zaman iç çamaşırlarını çocuğunuza çıkartmak, ödülden mahrum bırakmak gibi yöntemler daha etkilidir.

☺ Başlangıçta çocuğunuz size direnebilir. Tuvalete yada alıştırma külotlarına yapmaya bilir. Bezi takılınca bezine yapar. Bu durumda bezi takmayıp sık sık tuvalete götürün. Kararlı ve net olun.

☺Çocuğunuzun sokakta pet şişeye, parka yada tuvalet dışında farklı yerlere çişini/kakasını yapmasına izin vermeyin. Bu onda davranış problemlerine sebep olacaktır.

☺ Erken yaşta başlanmayan tuvalet eğitimi alışkanlığını ilerleyen yaşlarda kazandırmak zor olabilmektedir. Ebeveyn yılmadan ileride rahat etmek istiyorsa kararlı ve net bir tutum içinde olmalıdır. Unutulmaması gereken nokta, tuvalet eğitimi zaman alan bir gelişimdir.

Sorularınız için farkligelisencocuklar@gmail.com  adresine mail atabilirsiniz.
                                                                                                                  
H.BİRCAN TAVAS
ÖZEL EĞİTİM UZMANI
İletişim:0553 149 02 74
www.farkligelisencocuklar.blogspot.com
facebook/farklıgelişençocuklar
email:farkligelisencocuklar@gmail.com



3 Ağustos 2015 Pazartesi

OTİZM' İ NASIL YENDİM?




Otizmi Nasıl mı Yendim?


1. İyi öğretmenler başarı kazanmama yardım etti. Otizmi yenebildim, çünkü iyi öğretmenlerim vardı.2.5 yaşında deneyimli öğretmenlerin olduğu iyi düzenlenmiş bir anaokuluna verildim. Erken yaştan itibaren bana doğru davranışlar öğretildi. Otistik çocukların gün boyunca yapılandırılmış bir düzene, disiplinli fakat nazik olmayı bilen öğretmenlere ihtiyacı vardır.
2. 5 ile 5 yaş arasında benim her günüm yapılandırılmıştı. Bu düzenin dışına çıkmama izin verilmiyordu. Haftanın beş günü 45 dakika bireysel konuşma terapim vardı. Annem bir dadı tuttu; o, ben ve kız kardeşimle birlikte günde 3-4 saat oyun oynuyordu. Oyun oynarken sıra almayı öğretti. Yemek zamanları herkes birarada yemek yiyorduk. Benim herhangi bir tuhaflık yapmaya iznim yoktu. Otistik davranışlara geri dönmeme izin verilen tek süre yemekten sonraki bir saatlik dinlenme zamanı idi. Anaokulu, konuşma terapisi, oyun faaliyeti ve kurallara uyulan yemekler haftada toplam 40 saat tutuyordu. Öyle ki, bu sürede beynim bu sürede dış dünya ile bağlantı içinde oluyordu.
1.Otistik kişilerin çoğu görsel olarak düşünürler. Ben resimlerle düşünürüm. Kelimelerle düşünmem. Bütün düşüncelerim imgelemimde akan video bantları gibidir. Resimler benim birinci dilimdir, kelimeler ikinci dilimdir. İsimler öğrendiğim en kolay kelimelerdir, çünkü zihnimde kelimenin bir resmini yapabilirim. Yukarı veya aşağı gibi kelimeleri öğretmek için öğretmen bunları çocuğa göstererek vermelidir. Örneğin uçağı masadan yukarı doğru kaldırırken yukarı demelidir.
2.Uzun sözle yönerge dizilerinden kaçınmalıdır. Otistik kişiler sekansları ( birbirini takip eden adımlar) hatırlamakta güçlük çekerler. Eğer çocuk okuyabiliyorsa yönergeleri bir kağıda yazın. Ben sekansları hatırlayamam. Eğer benzincide yol soracaksam sadece üç aşamayı hatırlarım. Üçten çok adımın yazılı olması gerekir. Telefon numaralarını da hatırlamakta zorluk çekerim. Çünkü zihnimde bir resmini yapamam.
3.Çoğu otistik çocuk resim, sanat ve bilgisayar programlamakta başarılıdır. Bu yetenek alanları teşvik edilmelidir. Çocuğun yeteneklerinin gelişmesine çok daha önem vermek gerekir diye düşünüyorum.
4.Pek çok otistik çocuk bir konu üzerinde takılır. Örneğin trenler, haritalar gibi. Bu takıntıları değerlendirmenin en iyi yolu bunları okul görevlerine motive etmek için kullanmaktır. Eğer çocuk trenleri seviyorsa okuma ve matematik öğretirken trenleri kullanınız. Tren hakkında bir kitap okuyunuz, trenlerle matematik problemleri kurunuz. Örneğin New York’tan Washington’a bir trenin ne kadar zamanda gideceğini hesap ediniz.

 5.Sayı kavramlarını öğretirken somut görsel yöntemler kullanın. Ailem sayıları öğrenmem için bana bir matematik oyuncağı verdiler. Bunda 1’den 10’a kadar sayılar için farklı renk ve büyüklükte bloklar vardı. Bununla toplama ve çıkarma yapmayı öğrendim. Bölmeleri öğrenmek için öğretmenimde dört parçaya ayrılan tahta bir elma ve yarıya ayrılan tahta bir armut vardı. Bunlarla çeyrek ve yarım kavramını öğrendim.
6.Sınıfımda en kötü el yazısı olan bendim. Pek çok otistik çocukta el hareketlerinin kontrolünde güçlük vardır. Düzgün el yazısı bazen çok zor gelir. Bu durum çocuk için bazen çok engelleyici olur. Engellenme duygusunu azaltmak için çocuğun yazmayı sevmesine yardım edin. Bırakın bilgisayarda (daktiloda) yazsın. Tuşlara basmak daha kolaydır.
7.Bazı otistik çocuklar okumayı ses verme ile daha kolay öğrenir.Bazısı ise kelimenin bütününü ezberleyerek daha iyi öğrenir.Ben seslilerle öğrendim.Annem ses verme kurallarını öğretti ve sonra benim kelimeleri seslendirmemi istedi. Ekolalisi olan çocuklar daha çok resim kartları ve resimli kitaplar ile en iyi öğrenirler. Çünkü kelimenin bütünü resimlerle birlikte çağrılır.
8.Çocukken okul zili gibi yüksek sesler kulaklarımı rahatsız ediyordu. Dişçinin siniri açık dişi delgi ile oyması gibi…Otistik çocukların kulaklarını rahatsız eden seslerden korunması gerekir. En çok sorun yaratan sesler, ders zilleri, mikrofon hoparlör cızırtıları, yazı tahtasına yazarken çıkan cızırtılar, skor levhasında elektrikli işaretlerin vızıltısı,sandalyeler çekilirken çıkan gıcırtılardır. Bu tür sesler bazı malzemelerle kamufle edilebilirse çocuk bunlara daha iyi tahammül edebilir. Çekilirken gıcırdayan iskemleler ayaklara lastik makaralar geçirilirse veya halı konursa sessiz hale gelebilir. Çocuk belli bir odada korku duyabilir. Çünkü o odada birdenbire mikrofondan cızırtılı bir ses duymuş ve korkmuştur. Ürkütücü ses korkusu kötü davranışlara sebep olabilir.
9.Bazı otistikler ışık titreşimlerinden ve flüoresan ışıklardan rahatsız olurlar. 60 Hz elektrik titreşimlerini görebilirler.Bu sorundan kaçınmak için çocuğun sırasını pencereye yakın koymalı veya flüoresan ışıklar kullanmamalıdır ve daha az titreşim yapan ampuller konulmalıdır.
10.Bazı çocuklar ve yetişkinlerde şarkı söyleyebilme konuşabilmeden daha iyidir. Kelimeler ve cümleler eğer şarkı ile onlara seslenirse daha iyi cevap verebilirler Seslere karşı aşırı duyarlılığı olan bazı çocuklar, eğer öğretmen onlara fısıltı ile konuşursa daha iyi yanıt vereceklerdir.
11.Bazı konuşmayan çocuk ve yetişkinler görsel ve işitsel girdileri aynı anda işleme geçiremezler. Onlar tek kanallıdır. Aynı anda hem görüp hem de işitemezler. Onlara ya sadece görsel bir iş ya da sadece işitsel bir iş verilmelidir. Olgunlaşmamış sinir sistemleri eş zamanlı görsel ve işitsel girdileri işleme koyamamaktadır.
12.Konuşması olmayan büyük yaşta çocuk ve yetişkinlerde sıklıkla dokunma en güvenilir duygudur. Onlar için dokunarak hissetmek genellikle daha kolaydır. Harfler, plastik harfleri hissetmeleri sağlanarak öğretilebilir. Günlük programlarını, programlanan faaliyetten birkaç dakika önce nesneleri (elleyip) hissederek öğrenebilirler. Örneğin yemekten 15 dakika önce çocuğun eline tutacağı bir kaşık verin. Arabaya binmeden bir kaç dakika önce eline bir oyuncak araba verin.
13.Otizmi olan bazı çocuklar ve yetişkinler eğer bilgisayarın klavyesi ekrana yakın konursa daha kolay öğrenebilirler. Bu kişinin ekran ile klavyeyi aynı anda görmesini sağlar. Bazı kişiler klavyedeki tuşa bastıktan sonra yukarı doğru ekrana baktıklarında hatırlamada güçlük çekebilir.
14. Konuşması olmayan çocuk ve yetişkinler eğer yazılı kelime ile resmi flash kartta görürse kelime ile resim arasında daha kolay bağlantı kurabilirler. Bazıları satır üzerindeki resimleri anlamaz. Bu yüzden önceleri gerçek nesneler ve fotoğraflar ile çalışılması tavsiye edilir.
15.Bazı otistik kişiler konuşmanın iletişim için kullanıldığını bilmez. Eğer dil egzersizlerinde iletişim özendirilirse dil öğrenimi daha kolay olur. Eğer çocuk bardak isterse ona bardak verin eğer çocuk bardak istiyor ama (bardak yerine) tabak diyorsa ona tabak verin. Çocuğun kelimeleri söyleyince somut şeylerin olduğunu öğrenmeye ihtiyacı vardır. Eğer otistik kişi, yanlış kelime kullanması yanlış nesne ile sonuçlanırsa, kelimenin yanlış olduğunu daha kolay anlar.
16. Birçok otistik bilgisayar faresini kullanırken güçlük çeker. Tıklamak için ayrı düğmesi olan göstergeli sistemler deneyin. Ellerin motor kontrolünde problemi olan otistikler, fareyi tıklatırken güçlük çekerler.
17.Konuşmayı anlamakta güçlüğü olan çocuklar, sert sessizleri ayrıştırmada zorlanırlar. Kaş’ın K’sı, Çat’ın Ç’si gibi. Konuşma öğretmenim, böyle sesleri duymayı öğrenmem için, sert sessizleri vurgulayarak, uzatarak bana yardımcı oldu.
18.Birçok aile bana, televizyondaki yazıların çocuklarının okumayı öğrenmesine yardım ettiğini bildirdi. Çocuk yazıları okuyabilir ve konuşma ile yazıları eşleyebilir. En sevilen programın başyazıları ile kaydedilmesi uygun olur. Çünkü bu kayıt tekrar tekrar kullanılabilir.

 Temple Grandin, Ph.D.
Asist. Prof. Colorado S. University  ( Çeviren: Fatma Sayman )
*Temple Grandin bir otistik. Bir üniversitede öğretim görevlisi. Kendi yaşamından elde ettiği deneyimleri paylaşıyor.
Otistik çocuklarla iletişim kurmakta yol gösteriyor.

15 Haziran 2015 Pazartesi

ÇOCUKLAR NEDEN HİPERAKTİF OLUR?



Eğer çocuk hareketli, yaramaz yerinde oturmayan sürekli orayı burayı karıştıran bir hal içindeyse hemen ona “Bu çocuk hiperaktif” deriz. Artık bu tanımı kullanmak anne, baba, öğretmen, komşu teyze için bile doğal bir hal almış durumda… Herkes hemen tanıyı koyuyor.

Peki hiperaktivite nedir?

Hiperaktivite bir öğrenme bozukluğu yada zekadan dolayı ortaya çıkan bir durum değildir. Hiperaktivite öğrenme sürecini etkileyen ve gerekli müdahale zamanında yapılmazsa davranış sorunlarına zemin hazırlayan bir durumdur. Yapılan araştırmalarda hiperaktivite’ nin erkek çocuklarda daha fazla ortaya çıktığı görülmüştür.

Hiperaktif bireylerde ortaya çıkan davranış şekilleri:

-         Oyun aktivitelerini sürdürmede güçlük çekme
-         Konuşulduğunda dinlemiyormuş gibi bir hal içinde olma
-         El ve ayakların kıpır kıpır olması
-         Kendine verilen görevleri dikkatli şekilde yerine getirmede zorluk
-         Sıra beklemede, sıralı oyunu oynamada zorluk
-         Sakince ve sessizce oynamada güçlük
-         Aşırı konuşma
-         Sorunun bitmesini beklemeden hemen cevabı söyleme
-         Sürekli koşma, tırmanma, zıplama halinde olma
-         Etkinliklerden çabuk sıkılma
-         Bitmeyen enerji
-         Grupla birlikte hareket etmede zorluk
-         Gruba dahil olmada zorluk
-         Olayları ve konuşmaları yarıda kesme ve bölme

Çocuklar neden hiperaktif olur?  

Sorusunun cevabına gelince araştırmalar bunun tek bir nedenden kaynaklanmadığını söylemektedir.

-         Genetik yatkınlık
-         Gelişimsel sorunlar
-         Beyindeki kimyasal maddelerdeki sorun
-         Beyin dokusunun doğum anı ve sonrasında zedelenmesi

Hiperaktif çocuğa nasıl tanı konur? 

Tanıyı koymak için doktor (psikiyatrist, nörolog) çocuğun eğitimcisinden rapor ister. Aileden bilgi alır ve kendi muayene eder.
DSM-IV göre hiperaktivite kriterleri aşağıdaki gibi belirtilmiştir. Çocuğunuzda bunları gözlemliyorsanız bir uzmana danışın.
AŞAĞIDAKİ HİPERAKTİVİTE-İMPULSİVİTE SEMPTOMLARINDAN ALTISI (YA DA DAHA FAZLASI) EN AZ 6 AY SÜREYLE UYUMSUZLUK DOĞURUCU VE GELİŞİM DÜZEYİNE GÖRE AYKIRI BİR DERECEDE SÜRMÜŞTÜR:
HİPERAKTİVİTE
(a)    Çoğu zaman elleri, ayakları kıpır kıpırdır ve ya oturduğu yerde kıpırdanıp durur.
(b)    Çoğu zaman sınıfta ya da oturması beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar.
(c)    Çoğu zaman uygunsuz olan durumlarda koşuşturup durur ya da sağa sola tırmanır.
(d)    Çoğu zaman, sakin bir biçimde, boş zamanları geçirme etkinliklerine katılma ya da oyun oynama zorluğu vardır.
(e)    Çoğu zaman hareket halindedir  ya da sanki bir motor takılıymış gibi davranır.
(f)     Çoğu zaman çok konuşur.


Ebeveynler belli bir süre sonra çocuğun peşinden koşmaktan değil, izlemekten bile yorulduklarını dile getirir. Aileler genellikle televizyonda çizgi film izlerken yada bilgisayarda oyun oynarken sıkılmadan saatlerce oturabildiklerini ve bir sorun yaşamadıklarını belirtmektedirler. Bunun sebebi çocuğun dış dünya ile bağını koparıp tek bir alana odaklanmasıdır. Hatta bazen bu durum takıntı boyutuna bile ulaşabilir.

Hiperaktivite tedavisinde ilaç işe yaramaktadır. İlaçlar başlanırken yada bırakılırken doktor kontrolünde olunması çok önemlidir.

Sorularınız için farkligelisencocuklar@gmail.com adresine mail atabilirisiniz.

BİRCAN TAVAS     

ÖZEL EĞİTİM UZMANI

İletişim:0553 149 02 74
www.farkligelisencocuklar.blogspot.com
facebook/farklıgelişençocuklar
email:farkligelisencocuklar@gmail.com

20 Mayıs 2015 Çarşamba

GAPS DİYETİ NEDİR?




Bu aralar tüm velilerimin, danışanlarımın sorduğu, merak ettiği konulardan biri GAPS DİYETİ (GAPS GUT and PSYCHOLOGY SYNDROME-Bağırsak ve Psikoloji Sendromu) bende bu konuyu sizler için biraz araştırdım.

Dr. Natasha Campbell-McBride adındaki doktorlar, nörolojik bozukluklar ve beslenme arasındaki ilişki üzerine teoriler geliştirmiş ve araştırmalar yapmışlar. Buna göre:

“Sağlıklı bağırsak florasına sahip olmayan kişilerin sindirim sistemleri ve emilim sürecinin doğru işlemediğini söylemektedirler. Bağırsak florasındaki değişimler ve farklılıklar  sonucu zamanla bağırsağın sindi
rim ve emilim kabiliyeti olumsuz etkilenmektedir.

Süt proteini olan kazein ve buğday proteini olan gluten’ nin iki aşamada gerçekleşmesi gereken sindirimi tamamlanamaz ve sonuç olarak kazomorfinler ve glütenmorfinler hiç değişmeden kana karışır ve vücutta problemlere yol açar. Özellikle beyin ve bağışıklık sistemi fonksiyonlarını bozar. GAPS hastalarının vücutlarında yüksek miktarda kazomorfin ve glütenmorfin olduğunu söylenir.” 

Bu durumu düzeltmek içinse bağırsak florasının düzenlenmesi gerektiğini savunuyorlar. GAPS hastalarına uygun olan diyetin genel olarak Spesifik Karbonhidrat Diyeti olduğunu, bu programda da bakterileri ve mantarları besleyen, nörotoksin üreten yiyecekler, işlenmiş gıdalar tamamen diyetten çıkartılır. Bunlar yerine Probiyotik sağlayan fermente yiyecekler ve destekleyicileri diyette yer alıyor.

GAPS diyeti üç aşamadan oluşuyor.
1. GAPS giriş diyeti
2. Tam GAPS diyeti
3. GAPS diyetinden çıkış

Birinci aşamada, kendi içinde altı aşamadan oluşuyor. Psikolojik ve fizyolojik semptomlar bu aşamada ortadan kaldırılmaya çalışılıyor.
İkinci aşamada, bağırsak florasının tamamen dengelenmesi ve psikolojik, fizyolojik semptomların ortadan kalkma sürecidir.
Üçüncü aşamada, bağırsak florası, duvarı ve epitelyum doku tamamen iyileşir ve diyet biter.

Önemli olan öğrenilen ve duyulan her bilginin önce bilimselliğinin, etkinliliğinin ve bireye uygunluğunun araştırılmasıdır. Ve bir uzman kontrolünde olunmasıdır.

Unutmayın ki HER ÇOCUK FARKLI GELİŞİR!

Sevgiler…

H.BİRCAN TAVAS  (Özel Eğitim Uzm.)

İletişim:0553 149 02 74
www.farkligelisencocuklar.blogspot.com
facebook/farklıgelişençocuklar
email:farkligelisencocuklar@gmail.com


29 Ocak 2015 Perşembe

OTİZM' DE TAKINTILI DAVRANIŞ NEDİR?

Otizm’ de takıntılı davranış için bireyin kendi kendine uyarması da denilebilir. Bireyin bunu yapma nedeni çevreyi bizim gibi algılayamadığı için durumlar, olaylar yada ortamlar karşısında aşırı tepkiler vererek dikkatini farklı yere odaklama ve böylece mevcut durumdan kaçma isteğidir.

Takıntılar bireyden bireye farklılık gösterebilmektedir. İp, sallanma, çevirme, açma-kapama, nesne sabitliği (araba, ayı vb. oyuncak) gibi durumlarda örnek olarak verilebilir.

Otistik bireyler, yineleyici ve sınırlı davranışın birçok türünü gösterirler.
 
STREOTİPİ, kuş gibi kanat çırpma, el ve parmak hareketleri, kafa ve vücut sallama gibi amaçsız hareketlerdir.

KOMPULSİF DAVRANIŞ, isteyerek yapılır ve nesneleri belirli bir düzende dizmek gibi rutin kuralları vardır.

TEK DÜZELİK, değişikliklere karşı direnç gösterir. (Örn: Hep aynı yoldan gitme, mobilyaların yerinin değişmesi, yaptığını yarıda kesme gibi…)

RİTÜEL DAVRANIŞ,  günlük etkinlikleri her zaman aynı şekilde yapmak istemedir. (Örn: Aynı yemekleri yeme, aynı giysileri giyme, aynı yoldan gitme vb.)

SINIRLI DAVRANIŞ,  ilgi ve etkinliklerde sınırlı olmaktır. (Örn: Yeni durumları kabul etme de zorluk, tek bir kitabı okuma isteği, tek bir oyuncakla oynama isteği vb.)

KENDİNİ YARALAMA, kendini yaralama, kişiyi yaralayan ve kendini ısırma gibi yaralayabilecek hareketleri içerir. Tehlikenin farkında değildir.

SAPLANTI,  kişinin isteği ve arzusu dışında gelen, kişide tedirginlik doğuran ve zihinden uzaklaştırılamayan ardı sıra tekrarlayan düşüncedir. Kişi bu düşünceleri zihinden uzaklaştırabilmek için çeşitli istem dışı tekrarlayan hareketler yapabilir. Buna “zorlantı” adı verilir.

Otizmli çocuklarda da nesneleri bir düzene dizme, farklı renk ve şekildeki cisimleri gruplama, çeşitli anlamsız düşünceleri zihninden atamama gibi çeşitli saplantılar görülmektedir. Hayali kişiler ya da cisimler gibi… Bunun yanı sıra, bazı nesnelere aşırı bağlanma davranışı da otizmli çocuklarda göze çarpmaktadır.  Bazen, aynı konuya ya da bir ayrıntıya takılırlar ve saatlerce bu konu hakkında konuşmak isteyebilirler. Sokak levhaları, araba plakaları, alfabe, sayılar, köprüler, gezegenler gibi birçok şey konu olabilir.

Bu davranışları gösteren bireylerin durumları incelenip, uygulanacak bir programla gösterilen davranışların ortadan kaybolması ya da azalması mümkündür. 

Unutmayın, HER ÇOCUK FARKLI GELİŞİR!

BİRCAN TAVAS (ÖZEL EĞİTİM UZM.)
İletişim:0553 149 02 74
www.farkligelisencocuklar.blogspot.com
facebook/farklıgelişençocuklar
email:farkligelisencocuklar@gmail.com

Sorularınız için farkligelisencocuklar@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.