11 Nisan 2014 Cuma

Otizm' li çocuklarda "BEN, BENİM" demeyi öğretmek



Otizm’ li çocuklar da benlik algısı tam oluşmadığı için kendilerinden bahsederken isimlerini telafuz ederler. "Ben benim" zamirleri ve eklerini kullanmazlar. Örnek vermek gerekirse konuşabilen bir otizmli birey kendi isteklerini "Ben susadım" yerine “Ali susamış." , "Benim annem" yerine "Ali’nin annesi", "Ben yaptım" yerine "Ali yaptı.” diyerek ifade eder. Konuşamayan birey ise anlatmak için farklı yollar seçer.

Otizm’li çocuklarda benlik algısını geliştirmek için, önce kendisinin farkına varmasını sağlayarak farkındalığı  artırmak gerekir.

Bunun için çocuğunuzun adını söylerek “…. kim?” diye sorun. Etkinlik bitince “Kim yaptı?” diye sorun. Aynı şekilde  “ben” demesini sağlayın.

Belli bir süre sonra fiziksel desteği keserek, model olun. Yoğun ve sık aralıklarla tekrar edin.
Soru kalıplarını değiştirip, günlük yaşamın içine yayın. Çocuğunuzu bağımsız şekilde sorularınıza cevap vermesi için motive edin. Göreceksiniz çocuğunuz belli bir süre sonra kendi ile ilgili sorulara “ben-benim” diyecek  yada kendini göstererek cevap verecektir.


7 Nisan 2014 Pazartesi

OTİZM VE ETKİNLİK ÇİZELGESİ KULLANIMI





Bugün yaşadığım bir olayı paylaşmak istedim.  

Aslında otizmli çocuğu olan aileler anlatacağım olay gibi konularda sorun yaşar. Okulda etkinlik geçişlerinde, dışarıda, günlük ev içi düzende vs. Konuşabilen konuşarak anlatır, konuşamayan bağırır, ağlar, kaçar... Hepsinin tepkisini gösterme şekli farklılık gösterir.Çünkü bir sonra ki adımda ne olacağını bilmemek onları tedirgin eder. Oysa olacakları somutlaştırırsak, onlar için bir anlam ifade eder. Sizin beyniniz de kurmuş olduğunuz program otizmli bir çocuk için hiçbir şey ifade etmediği gibi onda daha da krize dönüşür. Bunun için bireye etkinlik çizelgesi kullanmayı öğretmek çok önemli... Gelelim dersimize :)

Otizm tanılı 5 yaşındaki öğrencim son zamanlarda ağlayarak geliyordu. Altında yatan sebeplerin bir kısmını çözdük, ağlama kesildi. Bu seferde beş dakika da bir "Bircan ne yapacağız, eve gidecek miyiz, şunu oynamayalım?" gibi soruların arkası kesilmiyor. Çocuk kaygı ve tedirginlikten öğrenemiyor. 

Çocuğun tercih yapmasına fırsat vererek istediği etkinlikleri belirledim. Daha sonra benim çocuk için koyduğum hedefleri de ekledim. Hepsi için onun anlayabileceği simgeler bulduk. Sonra onları bir liste haline getirip, sıraladık. Daha sonra her yaptığımız etkinliğin üzerini çizdik, çarpı koyduk (çocuk ne yapabiliyorsa) Geçiş aşamalarında başta zorlandı. O zaman ben yardımcı oldum. Belli bir süre sonra kendisi alışıp, takip etmeye başladı. Sorun ortadan kalktı. Şimdi derse gelince program hazırlamayı dört gözle bekliyor :) Gününü programlamayı öğreniyor.  Burada dikkat edilecek noktalar etkinlik süreleri çocuğa uygun olmalı, programın sıralanışında bir uyum olmalı, çocuğunda eğlenmesi önemli...Böylece çocuk bir etkinlik bitince sıradakinin ne olduğunu görsel destek ile görmüş olup stresi azalıyor. 

Siz de  çocuğunuzla çalışırken, dışarı çıkarken kullanabilirsiniz. Çeşitlendirmek sizin elinizde...

Her çocuk farklı gelişir.

Sorularınız için farkligelisencocuklar@gmail.com 



ÇOCUK VE OYUN

Çocuklara  "Aklın fikrin oyunda, başka işin gücün yok, sıkılmadın mı oynamaktan ..." diyorsak da aslında oyun:

-        Çocuğa hiç kimsenin öğretemeyeceği konularda deneyim kazanıp öğrenmesini sağlar.
-         Çocuğun en önemli uğraşı ve işidir.
-       Çocuğun bireysel ve grupla birlikte seçtiği kendi kurallarını koyduğu eğlenceli ve zevkli  uğraşıdır. 
-         Çocuğun amaçlı yada amaçsız oynadığı onu mutlu eden aktivitedir.
-         Çocuğun en etkin öğrenme sürecidir.

Aslında oyun her yerde iki köpeğin sokakta birbiriyle oynaması, kuşların uçmaya çalışması... 

Aslına bakılırsa insanoğlu oyunu avcılıkla keşfetmiştir. Avlanmak için önce hayvanları izlemiş. Sonra kendi deneyimlemiş onun avlanma şeklini diğer insanlar taklit etmiş. Böylece hayatta kalmayı öğrenmişiz. Bunun için oyun hayatımızda çok önemli!

OYUNUN ÇOCUĞUN GELİŞİMİNE ETKİLERİ NELERDİR?

Oyunun çocuğun gelişimine etkilerinden birkaç örnek vermem gerekirse...

1. Oyun sırasında çocuğun bütün bedeni hareket eder. Hareketli oyunlarda kalbi hızlı atar ve      vücuda daha fazla oksijen girer.
2. Oyun sırasında terler. Zararlı toksinler atılır. 
3. Enerjsini boşaltır, rahat uyur.
4. Duygularını oyun yoluyla öğrenir ve anlatır. Bizler çocuğu oyun sırasında gözlemleyerek iç      dünyasında yaşamış olduğu şeyler ve çevresini algılayışı hakkında bilgi ediniriz.
5. Ben merkezcilikten uzaklaşır.
6. Saldırgan davranışlardan kurtulur. Empati kurmayı öğrenir.
7. Kendine güveni gelişir.
8. Cinsel kimliğini kazanır. Kız ve erkek rollerini öğrenir.


9. El göz koordinasyonu artar.
10.Dikkati uzar.
11.Toplumsal ve ahlaki kuralları öğrenir.
12.Gerçek hayatta kazanmayı ve kaybetmeyi öğretmesidir.
13.Zıt kavramları öğrenir.
14.Düşünme, analiz etme, neden-sonuç ilişkisi kurmayı öğrenir.
15.Konuşmayı kendini ifade etmeyi öğrenir.
16.Çocuk gerginlik yaratan fazla enerjiyi atabildiği zaman sağlıklı dengeye kavuşur.

OYUN ETKİNLİĞİ PLANLANIRKEN DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR NELERDİR?

  • Oynamayı düşündüğümüz oyun çocuğun seviyesine uygun olmalı
  • Oynanacak zaman diliminin çocuğa uygun olmalı
  • Mekan güvenirli ve çocuğa zarar vermeyecek şekilde olmalı
  • Oynanacak oyuna uygun materyal seçilmeli ve hayal gücünü destekleyici objeler kullanılmalı
  • En önemlisi (yetişkinler için) az müdahale, yaratıcılığı engellememe
  • Yeni oyunlarda çocuğu güdülemek ve pekiştirmek

YGB’li çocuklarda görülen yetersiz oyun becerisi bu çocuklarda yaratıcılık ve sosyalliğin gelişmemesinden kaynaklanmaktadır.

YGB çocuklarda yapılandırılmış oyun ortamında sembolik oyunlar oynanır.  

ANNE BABAYA DÜŞEN GÖREVLER NE?

  • Çocuğa oyun oynayacağı köşe hazırlamalısınız.
  • Bu köşe çocuğun erişiminin kolay olduğu ve istediği gibi oyuncakları alıp koyacağı düzende olmalı
  • Oyuncaklarının sorumluluğunu verme, birlikte toplama
  • Oyun oynarken oyunu birden sonlandırmayın. Çocuğa oyunun bitmesine yakın bilgi vermeyi unutmayın.
  • Oyun oynarken ona eşlik etmelisiniz.
  • Oyunda çocuğu cesaretlendirmelisiniz.
  • Çocuğunuzla geçireceğiniz zaman onun daha hızlı gelişmesine yardımcı olacaktır.
  • Oyun oynarken çocuk kendi kararlarını vermeli aşırı zorlayıcı tavırdan uzak durmalısınız.
  • Oyuncak alınırken çocuk sayısı göz önünde tutmalısınız.
  • Seçilen oyuncağın çocuğun gelişimine uygun olmasına özen gösterin.
OYUNCAK SEÇİMİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

  • FİYAT: Pahalı oyuncak iyi oyuncak anlamına gelmez.
  • ÇEKİCİLİK: Canlı ve parlak renkler olmalıdır.
  • GÜVENLİK:Çocuğu tehlikeye sokmamalıdır.
  • ESNEKLİK:Çok fazla kullanım özelliği olmalıdır.
  • CİNSİYET: Kız ve erkek çocuklar için ayrı olmamalıdır. Erkek bebeklerle kızlar arabalarla oynamalıdır.
  • KURALLAR: Oyunun kuralları çocuğun tek başına başa çıkabileceği şekilde olmalıdır.
  • MİKTAR: Ev oyuncak dükkanı haline gelmemelidir.
  • BİLGİ: Bir şeyler öğretme amacında olmalıdır.
  • İLGİ VE YETENEK:Çocuklar ilgilerini çeken oyuncaklarla oynarlar. 
  • BECERİ: Çocukların becerileri artıracak özellikte olmalıdır.
  • YAŞ VE GELİŞİM : Yaşına ve gelişim seviyesine uygun olmalıdır. Çocuk gelişim gösterdikçe oyuncakta değişmelidir.
  • KİŞİ SAYISI:Alınacak oyuncakta kardeş sayısı(çocuk sayısı) göz önünde bulundurulmalıdır.
                                                                                                       
                                                                                                                               Bircan TAVAS
  


1 Nisan 2014 Salı

Dünya OTİZM FARKINDALIK GÜNÜ Farkındamısınız?


OTİZM ÖN DEĞERLENDİRME ÖLÇEĞİ

Otizm Öndeğerlendirme Ölçeği
1) Çocuğunuz gözünüze 1-2 saniyeden fazla süre bakar mı?
Evet/Hayır
2) Çocuğunuz istediği bir şeyi göstermek için işaret parmağını kullanır mı?
Evet/Hayır
3) Çocuğunuz size göstermek, paylaşmak üzere nesneleri size getirir mi?
Evet/Hayır
4) Çocuğunuz isteklerini sözlü olarak anlatabilir mi?
Evet/Hayır
5) Çocuğunuz çevresindeki kişilerin ona ne demek istediğini anlayabiliyor mu?
Evet/Hayır
6) Çocuğunuzun konuşması (eğer varsa) yaşıtlarının ki gibi midir?
Evet/Hayır
7) Çocuğunuz gördüğü ya da sizin istediğiniz hareketleri taklit edebilir mi?
Evet/Hayır
8) Çocuğunuz evcilik türü oyunlar oynar mı?
Evet/Hayır
9) Çocuğunuz diğer çocuklarla ilgilenir, onlarla birlikte olmak ister mi?
Evet/Hayır
10) Çocuğunuzun “tanıdığı kişi”, “yabancı kişi” ayırımı yapar mı?
Evet/Hayır
11) Çocuğunuz yeni durumlarla ilgilenir, merak eder mi?
Evet/Hayır
12) Çocuğunuzun davranışlarının anlamını çözmek çoğunlukla mümkün müdür?
Evet/Hayır
* Soruların çoğuna “hayır” yanıtını verdiyseniz bir uzmanla görüşmenizde yarar olabilir.


OTİZM İLACI VAR MI?

OTİZM’İN İLACI

Otizm’in bir ilacı yoktur. Kullanılan ilaçlar otizm ile birlikte eşlik eden semptomları düzenlemek içindir. Hiperaktivite, duygu durum bozuklukları, dikkat dağınıklığı, uyku düzensizliği vb. durumlar otizm ile birlikte yoğun olarak görülmektedir. Böyle bir durumda bireyin hayat kalitesi olumsuz etkileniyor, öğrenme hızı ve ders çalışmasında performansı düşüyorsa bir uzmanın kontrolünde ilaç kullanılmaktadır. İlaçlar doktora danışılarak kesilmelidir.


OTİZM'İN TEDAVİSİ VAR MI?

OTİZM’ İN TEDAVİSİ
Bilinmesi gereken en önemli nokta Otizm’in bilinen ve bilimselliği kanıtlanmış tek tedavi şekli günümüz de  ÖZEL EĞİTİM’dir. Özellikle erken yaşta yoğun eğitim alan çocuklar, otizmden etkilenme durumuna da bağlı olarak otizm tanısından çıkabiliyor yada destekle hayatlarına devam ediyorlar. Eğitim sürecinde çocuğun hayatındaki kişilerin (Doktoru, uzmanı, okul öğretmeni, aile fertleri, fizyoterapisti, konuşma ve dil terapisti  vb.) iletişim içinde multi disipliner yapıda çalışmaları büyük önem taşımaktadır.

Sizin yapmanız gereken tek şey çocuğunuzu/çevrenizi iyi gözlemleyip belirtilerin veya farklılıkların olduğunu düşündüğünüz bireyler için ailelerde farkındalık oluşturmaktır. Herşey de olduğu gibi otizm’de de erken tanı çok önemli. Belki de bir çocuğun hayatı sizin gözlemlerinizde saklıdır.
Otizm Öndeğerlendirme Ölçeği
1) Çocuğunuz gözünüze 1-2 saniyeden fazla süre bakar mı?
Evet/Hayır
2) Çocuğunuz istediği bir şeyi göstermek için işaret parmağını kullanır mı?
Evet/Hayır
3) Çocuğunuz size göstermek, paylaşmak üzere nesneleri size getirir mi?
Evet/Hayır
4) Çocuğunuz isteklerini sözlü olarak anlatabilir mi?
Evet/Hayır
5) Çocuğunuz çevresindeki kişilerin ona ne demek istediğini anlayabiliyor mu?
Evet/Hayır
6) Çocuğunuzun konuşması (eğer varsa) yaşıtlarının ki gibi midir?
Evet/Hayır
7) Çocuğunuz gördüğü ya da sizin istediğiniz hareketleri taklit edebilir mi?
Evet/Hayır
8) Çocuğunuz evcilik türü oyunlar oynar mı?
Evet/Hayır
9) Çocuğunuz diğer çocuklarla ilgilenir, onlarla birlikte olmak ister mi?
Evet/Hayır
10) Çocuğunuzun “tanıdığı kişi”, “yabancı kişi” ayırımı yapar mı?
Evet/Hayır
11) Çocuğunuz yeni durumlarla ilgilenir, merak eder mi?
Evet/Hayır
12) Çocuğunuzun davranışlarının anlamını çözmek çoğunlukla mümkün müdür?
Evet/Hayır
* Soruların çoğuna “hayır” yanıtını verdiyseniz bir uzmanla görüşmenizde yarar olabilir.

OTİZM' DE TANI NASIL KONUR?

OTİZM DE NASIL TANI KONUR?

Bir gerçek var ki, sizin yada çevrenizin başına gelmediği sürece kimse Otizm’i araştırıp merak etmiyor. Taki birgün onunla karşılaşana kadar… Sonra otizm nedir?, Neden oluyor? , Tedavisi var mı? sorularına cevap arıyoruz. Peki birey otistik belirtiler gösteriyor. Tanı nasıl konuluyor? Tanıyı koymak için kullanılan yöntemler farklılık göstermektedir. Aileden bilgi alınır, gözlem yapılır, bazen de tanıya yardımcı olmak için bu tarama araçlarına başvurulur.
-          Bebeklerde Otizm Kontrol Listesi (CHAT)
-          Bebeklerde Otizm Değiştirilmiş Kontrol Listesi (M-CHAT)
-          İki yaş için Otizm Tarama Aracı (STAT)
-          4 yaş ve üstü çocuklar için Sosyal İletişim Anketi (SCQ)
-          Otizm Spektrum Tarama testi (ASSQ)
-          Avustralya Asperger Sendromu Ölçeği
-          Çocukluk Dönemi Asperger Sendromu Testi (CAST)
Tanı koymak için DSM-IV (Uluslararası Ruhsal Hastalıklar Tanı ve İstatistik El Kitabı) yararlanılır. Buna göre YGB (Otistik Spektrum Bozukluklar terimi altında kullanılmaktadır.) Bu başlık altında bazı farklarla birbirinden ayrılan ama sonuç olarak otistik belirtilerin olduğu değişik tablolar yer alır.
DSM-IV-TR’ye göre, otistik bir çocuk, üç yaşından önce aşağıdaki alanların birinde veya daha fazlasında gecikme veya anormal fonksiyon gösterecektir.

  • Sosyal etkileşim
  • Sosyal iletişimde kullanılan dil
  • Hayali veya sembolik oyun oynama

 Bir çocuğa otistik bozukluk teşhisi konması için aşağıdaki listelerden en az 6 kriteri karşılaması gerekir.

Sosyal etkileşimde bozukluk (çocukta en az iki semptom gözlenmelidir)
  • Sosyal etkileşimlerde zorluk yaşamak. Örneğin:Çocuk, göz teması, yüz ifadesi, duruş ve mimikler gibi sözlü olmayan birçok davranış sergileyecektir.
  • Çocuğun gelişim seviyesine uygun olarak yaşıtlarıyla ilişkisinin eksikliği
  • Başarıları, ilgi alanlarını veya haz aldığı şeyleri diğerleriyle paylaşma konusunda isteksizlik
  • Sosyal veya duygusal etkileşime katılım sağlayamamak veya cevap verememek
İletişim bozukluğu (en az bir tane)
  • Konuşulan dilin gelişiminin gecikmesi veya dil gelişiminin olmaması ve çocuğun bunun eksikliğini hareketlerle telafi etmeye çalışmaması
  • Konuşabilen çocuklarla konuşma başlatma veya konuşmayı devam ettirme konusunda yetersiz girişimler
  • Tekrarlayan, kalıplaşmış veya çok öznel dil kullanımı
  • Çocuğun gelişim seviyesine uygun olarak taklide dayalı sosyal oyunlar oynamamak veya spontane, hayali oyun oynamamak
  • Tekrarlayan, sınırlı ve kalıplaşmış aktiviteler, davranışlar ve ilgi alanları (en az 1 tane)
  • Sınırlandırılmış ve kalıplaşmış (örneğin, bazı şeyleri çevirmek) anormal (odaklanma ve yoğunluk olarak) ilgi alanlarıyla meşgul olmak
  • Bir işlevi veya amacı olmayan rutinleri veya tekrarlanan hareketleri ısrarla yinelemek
  • Nesnelerin parçalarıyla sürekli meşgul olmak

OTİZM NEDİR? BELİRTİLERİ NELERDİR?

OTİZM NEDİR?

Otizm, doğuştan meydana gelen  yada  ilk üç yıl içinde  ortaya çıkan karmaşık gelişimsel bir bozukluktur. Etkilediği kişilerin iletişim kurma, sosyalleşme ve öğrenme becerilerinde yetersizliklere yada farklılıklara yol açar. Otizm erkeklerde kızlara oranla 4 kat daha fazla görülmesine karşın, kızlarda otizm daha ağır gelişmektedir.

Otizm; AIDS, Hepatit vb. hastalıklar gibi hızla yayılıyor. Son rakamlar çok ilgi çekici her 80 çocuktan biri Otizm tanısı alıyor. Ne oluyor da çocukları bu kadar etkiliyor, Otizm’in sebebi ne? Dünya da Otizm’ in sebebi ile ilgili birçok araştırma var. Ve çalışmalarda hala sürüyor… Kesin olarak bir sebep göstermek ne yazık ki mümkün değil… Araştırmalar çevresel, biyolojik, genetik faktörlerin etkili olduğunu göstermektedir. Umudumuz en kısa zamanda Otizm’in neden kaynaklandığını bulunmasıdır. Bu doğrultuda bilimselliği kanıtlanmamış tedavi ve yöntemleri denemeniz çocuğunuza zaman kaybettireceği gibi sizin de maddi anlamda sömürülmenizdir.

Bu belirtilerin hepsinin bir çocukta olması beklenmez. Her bireyde davranışın yoğunluğu, sıklığı ve özelliği farklılık göstermektedir. Otizm' in tipik belirtileri:




Diğer Çocuklarla ilişki kurmakta zorlukHerşeyin aynı olmasını istemek, rutin yaşama bağlılık, değişikliklere aşırı tepki vermekUygunsuz ve sebepsiz gülmek ve ağlamak
Tehlikeye karşı duyarsızlıkGöz temasının çok az ya da hiç olmamasıSürekli aynı oyunları oynamak
Acıya karşı duyarsızlıkEkolali (Cevap vermek yerine, kendisine söylenenleri aynen tekrar etmek)Yanlız kalmayı tercih etmek


Temastan, kucağa alınmaktan ya da sevilmekten hoşlanmamakObjeleri kendi etrafında çevirmekSeslere karşı aşırı duyarlılık ya da aşırı duyarsızlık


Objelere gereksiz yere bağlanmakİhtiyaçlarını belirtmekte zorlanmak. Konuşma yerine hareketlerle ihtiyaçlarını belirtmeye çalışmakAşırı hareketlilik ya da aşırı hareketsizlik
Bir sebep olmadan strese girmek, üzüntü duymakNormal öğrenme metodlarına karşı duyarsızlıkMotor hareket gelişiminde düzensizlik. (Topa vuramaz ama küpleri üst üste dizer)